Dünyanın Özeti 40 Harita

Farklı kategorilerden derlenmiş, tarihin özeti niteliğindeki 40 harita. (Bu yazı Washingpost.com – Max Fisher – 40 more maps that explain the world adlı yazıdan derlenip, Türkçe’ye çevrilmiştir.)

  1. Dünya Ekonomik Gelişmişlik Haritası
    ekonomik-dunya-haritasi

  2. İlk İnsanlar ve Göç Haritası
    ilk-insan-goc-haritasi

  3. 1206-1294 Arası Moğol Haritası
    mogol-haritasi

  4. Coğrafi Keşifler ve İspanya, Portekiz Hegemonyası
    cografi-kesif-haritasi

  5. 1750-1800 Yılları Arası İngiltere, Hollanda ve İspanyol Ticari Sömürge Yolları
    somurge-haritasi

  6. MS. 200 Yılı Dünya Haritası
    roma-dunya-haritasi

  7. Ekonomik Eşitlik Haritası
    ekonomik-esitlik-haritasi

  8. Kutuplar Tamamen Erimesi Halinde Oluşabilecek Harita
    kutup-haritasi

  9. Dünya Esir-Köle Haritası
    dunya-kole-haritasi

  10. Global Ekonomi – Nutella’nın Hammadde ve Fabrika Ağı
    global-nutella-ekonomi-haritasi

  11. Nüfus Büyüme-Daralma Yüzdeleri
    dunya-nufus-haritasi

  12. Duvar Haritası
    duvar-haritasi

  13. Hangi ülkeler yabancıları hoş karşılıyor

    misafirperverlik-haritasi

  14. Nobel ödülü kazanan bölgeler ve sayısı
    dunya-nobel-odulu-haritasi

  15. Emlak balonu oluşan 17 ülke
    emlak-balonu-harita

  16. Dünya Mutluluk Oranları
    dunya-mutluluk-haritasi

  17. 2012 Terör Haritası
    teror-haritasi

  18. Kolonilerden Önce Amerika’da Konuşulan Diller
    amerika-dil-haritasi

  19. Amerika Kıtası Bölge İsimlerinin Kökenleri
    amerika-bolge-isimleri

  20. Doğmak İçin En İyi ve En Kötü Ülkeler
    dogum-haritasi

  21. Meksika Uyuşturucu Kartellerinin Kontrol Bölgeleri
    meksika-cartel-haritasi

  22. Din Haritası
    dunya-din-haritasi

  23. Sömürge Devletlerinin İstilası Olmasaydı Oluşabilecek Muhtemel Afrika Ülkeleri
    afrika-kolonilesme

  24. Avrupa tweet haritası
    avrupa-tweet-haritasi

  25. Kavimlerin göçü ile tekrar şekillenen Avrupa
    kavimler-gocu-haritasi

  26. Viking’lerin Avrupa’ya dağılışı
    viking-haritasi

  27. Afrika misyoner haritası
    afrika-misyoner-haritasi

  28. Avrupa dillerindeki “ayı” kelimesinin karşılığı
    avrupa-dil-haritasi

  29. Avrupa’ya göç sırasında ölen mülteci yolları, ölüm nedenleri
    avrupa-goc-haritasi

  30. 1450’den bugüne İslam devletleri haritası
    islam-devletleri-haritasi

  31. Dünya aşk haritası
    dunya-ask-haritasi

  32. Amerika’nın sevilme-nefret edilme oranları
    amerikanin-sevilme-orani

  33. Ortalama kişi başı içilen sigara sayısı
    sigara-haritasi

  34. Hindistan’daki tuvaletli ev yüzdeleri
    hindistan-tuvalet-sayisi

  35. Dünya Uçuş Ağı
    dunya-ucus-agi

  36. Anne olmak için en iyi-kötü ülkeler
    anne-olmak-icin-en-kotu

  37. Dünya nüfusunun yarısından fazlası bu daire içinde yaşıyor
    en-yuksek-nufus-harita

  38. Monarşi ile yönetilen 26 ülke
    monarsi-haritasi

  39. 1 yıl içinde değişen iklim
    iklim-haritasi

  40. 1916 Avrupalı devletlerin Orta Doğu bölüşümü
    orta-dunya-haritasi

118 Yıl Önceki Renkli İstanbul

İstanbul’un ilk renkli fotoğrafları Amerikalı bir şirket tarafından 1890 – 1900 yılları arasında çekilmiştir. Detroit Publishing Company tarafından çekilen bu fotoğraflar 1905 yılındaki yayınladıkları katalogta görülmüştür. İstanbul’un ilk renkli fotoğrafı olma özelliğine sahip bu kesitlerde Eyüp, Haliç, Eminönü, Rumeli Hisarı, Yeni Camii, Valide Sultan Camii, Topkapı, Üsküdar gibi semtler yer alıyor.

Esnaf
Esnaf
Seyyar Berberler
Seyyar Berberler
Çemberlitaş
Çemberlitaş

Eyup Eyup1

Fener Burnu
Fener Burnu
Haliç
Haliç
Haliç
Haliç
Karaköy
Karaköy
Valide Sultan Camii
Valide Sultan Camii
Rumeli ve Anadolu Hisarı
Rumeli ve Anadolu Hisarı

istanbul

Sultan Ahmed Çeşmesi
Sultan Ahmed Çeşmesi
topkapı
Topkapı
Yeni Camii
Eminönü Yeni Camii
kuleli
Kuleli-Boğaziçi

06060r 06064r

Süleymaniye Camii
Süleymaniye Camii

06069r

Beyazıt - İstanbul Üniversitesi
Beyazıt – İstanbul Üniversitesi

06071r 06072r 06073r

Surlar
Surlar

Fil Adam: Joseph Merrick

Joseph MerrickJoseph/John Merrick “Fil Adam” tarihin en şanssız kişilerinden biridir. John Merrick 5 Ağustos  1862’de İngiltere’de doğmuştur.
11 yaşına kadar hayatında her şey yolunda gitmiştir Merrick’in. Fakat taki annesinin ölümüne kadar. Annesinin ölümünden sonra Merrick’in babası evlenir ve Joseph Merrick üvey annesiyle yaşamak zorunda kalır. Üvey annesi tarafından sürekli hor görülen Joseph birkaç kez evden kaçma denemesinde bulunsa da babası tarafından geri getirilmiştir.

Joseph 13 yaşında sigara fabrikasında iş bulur. Fakat üç sene sonra Joseph Merrick ‘in sağ kolunda anlam veremediği bir bozukluk oluşmaya başlar ve kolu artık işini yapmasına engel olacak duruma gelir.

Merrick’in kolu ve çevre kısmı her geçen gün daha kötüye doğru gider. Bir yandan iş arayan Joseph bir yandan çevre baskısına uğrar. Çalışmak ve para kazanmak zorundadır, bunun için pazarlama yapıp satış yapmak ister fakat korkutucu görüntüsünden ötürü bunda başarılı olamaz.

Joseph Merrick artık yüzünde bez parçası ve şapkayla dolaşmaya başlar.

Yüzünde bez ve kafasında şapkayla parasız ve evsiz kalan Joseph Merrick için tek seçenek kalmıştır. O da hastalığından para kazanmak. Yüzünü gizlemekten vazgeçer ve sirke katılır. Sirk bünyesinde “mahlûkat” olarak tanıtılır ve bundan ciddi sayılabilecek para kazanır. Herkes her zaman olduğu gibi onda şaşkınlıkla bakıyor ve bundan para kazanıyordu.

Frederick Treves ile tanışması

Joseph, Mile End Road’daki bir mağazada ilgi çekme amaçlı kendini gösterirken, fizyolojist, bilim adamı Frederick Treves tarafından görülür. Doktor Joseph’e kartını bırakır ve onu test etmek istediğini söyler.  Kısa bir süre sonra sirk gösterilerinin İngiltere’de yasaklanmasıyla Joseph İngiltere’den ayrılıp Belçika’ya doğru yolculuğa başlar. Ordaki sirkle görüşme yapar fakat sirk sahibi hem onu aşağılayarak karşılar ve Joseph’in sahip olduğu tüm parasını çalar. Hayatta her zaman olduğu gibi yine kötü şansıyla yüzleşen Joseph Merrick, İngiltere’ye dönerken başına birçok olay gelmiş hatta halk tarafından linç edilirken polisler sonra anda yardımına yetişmiştir. Rahatsızlığından ötürü düzgün konuşamayan Joseph’in cebinden Doktor Treves’in kartviziti çıkmış ve Merrick’i ona getirmişlerdir. Bu noktadan sonra bir nebze de olsa hayatı iyi gitmeye başlar “Fil Adam”ın ve çok geçmeden İngiltere kraliyet ailesinin ve sosyetenin büyük ilgisini toplar.

Doktor Frederick Treves’in gözlerimlerine tabi tutulan Joseph, Treves tarafından doğuştan kemik bozukluğu teshisi kondu. Fakat işin gerçeği 100 sene sonra anlaşılabilecekti.

Son kez normal olmak istemişti

Henüz 27 yaşında, 11 Nisan 1890 tarihinde hayatı sona eren Joseph Merrick’in ölümü de bir hayatı kadar ilginç ve trajik olmuştur. Kafasının aşırı ağırlığından ötürü normal bir şekilde boylu boyuna uyuyamayan Joseph, bir kez olsun o şekilde yatmayı denemiş fakat uykuya daldığı gece boynunda çıkık oluşur, nefes alamaz ve hayata gözlerini yumar.

Hastalığına ise tam 100 yıl sonra teshis konmuştur. Buna göre: Merrick’te çok nadir görülen Proteus Sendromu vardı fakat bu tek başına yeterli değildi. Çünkü bu sendrom 25 milyonda 1 insanda görülüyordu ve buna göre fil adam benzerleri yeryüzünde olması gerekiyordu. Fakat Merrick gibisi daha önce görülmemişti. Fakat gerçek daha sonra farkedildi. Merrick Proteus Sendromuna yakalandığı yetmezmiş gibi bir de NF-1 denilen 2.500 doğumda 1 görülen başka bir şekil bozukluğuna yakalanmıştı.

Joseph Merrick, fil adam iki çok nadir görülen sendroma yakalanmış belkide tarihte görülen en şanssız insan olmuştu. Her iki sendromun bir insanda görülme olasılığı ise 1/62.500.000.000’di.

Joseph’in hayatı David Lynch‘in yönettiği Anthony Hopkins ve John Hurt’ün başrollerini paylaştığı 1980 yapımı “The Elephant Man“, “Fil Adam” filmine konu olmuştur.

Çanakkale Savaşı’nda Kaybolan Alay

çanakkale savaşı“Bölükler Anzak Koyu’na çıkarken 1915’te
Gelibolu’da şartlar korkunçtu: Dizanteri,
erleri yere yıkıp, her tarafa cesetler yayıldıkça, kabus büyüyordu…” “Çanakkale Savaşı tam bir cehenneme dönüyordu.”

10 Agustos 1915 Çanakkale… Güneşin göz kamaştıran parlaklığı, topların bitmez, tükenmez gürlemelerine karışıyor… Gelibolu Savaşı’nın son dönemi, cehennemi Çanakkale’ye taşımış… Siperler fırın gibi… Savas kokusu ile dolu sıcak bir rüzgar, ovada eserken, ince bir toz tabakasını da havaya kaldırıyor. Yiyeceklerin, siperlerin, ölü ve yaralıların üzerine bulutlar halinde çöken iri yeşil sinekler, dizanteriye yakalanan İngiliz askerlerini büsbütün perişan ediyor… Ve Mehmet Akif’in dediği gibi “O ne müthiş tipidir ki; savrulur enkazi beşer”

iNGiLiZ KOMUTAN YENiILECEKLERiNi ANLAYINCA

İngiliz askeri, tarihinin en büyük yenilgilerinden birine adım adım yaklaşıyor. İngiliz komutan Sir Ian Hamilton, korkunç bir yenilgiye uğrayacaklarını sezmiş, savaşı kazanmanın tek yolunu, taze kuvvetlerle birlikte yapılacak büyük bir saldırıda görmüştü. Aksi takdirde Çanakkale Savaşı kendileri için tam bir hezimet olacaktı.

NORFOLK ALAYI GELiYOR

Kraliyet Norfolk Alayı, taze kuvvetlerin bir parçası olarak 29 Temmuz 1915’te Ingiltere‘de gemilere bindirildiler. Savaş tecrübeleri yoktu. Ordu mensuplarınca tatil gecesi askerleri diye anılan savunma birliklerine bağlıydılar. Norfolk alayı, savaş hattı gerisinde iklime alışmaları için bekletilmeden 10 Agustos günü Suvla Koyu’nda unutulmaz bir macera yaşamak hayali yerine, cehennemi andıran kabusla kucaklaştılar.

BAŞLARINA GELECEKTEN HABERSiZ

Sahile yakın bir yerdeki tuz gölü, kavurucu yaz güneşinin etkisi ile kurumuş ve güneşin parlaklığını ve ısısını ayna gibi Norfolk alayının üzerine yansıtıyordu. Kuzeydeki Kireçtepe, iki yanında Kavaktepe ve Tekketepe, güneydeki Saribayir arasında kalan Suvla düzlügü, dev bir arenayı andırıyordu. İngiltere’nin Dereham Kasabası’nda toplanan Norfolk alayi 4. ve 5. taburlar, anayurtlarından uzak bu topraklarda, kendilerinden önce gelenlere mezar olan bölgede şaşkına döndüler. Savaşta herşey olabilirdi ama, Norfolklular, Çanakkale Savaşı’nda, her harp sırasında olanlar dışında başlarına gelecek olayı asla düşünemezlerdi…

iNGiLiZLERiN BOSUNA HÜCUMLARI

Sir Hamilton, Tekke ve Kavaktepeleri’ne bir gece karanlığında ani ve hızlı bir saldır yapmayı planlamıştı. Bu iş için 12 Ağustos gecesi 54. tümen ilerlemeye başladı. İçlerinde Norfolk tugayı da bulunuyordu. Tepelerin yamacına kadar gelecekler ve şafak sökerken saldırmak üzere hazırlanacaklardı. Fakat, gece yürüyüşünün yapılacağı bölgede, Küçük Anafarta Ovası denilen yerde, Türk askerinin pusuya yattığı sanılıyordu. Bu yüzden bir Norfolk tümeni önden yolu açsın diye 12 Ağustos öğleden sonrası harekete geçti.
Bu öncü tümenin ilerleyişi tam bir bozgunla sonuçlanmıştı. Gelibolu savaşında İngilizler’in gösterdiği şaşkınlık ve beceriksizlik, topçu atışının 45 dk. önce başlamasına neden oldu. Boşuna cephane harcayan İngilizler, savaş alanını da hiç incelememişlerdi. Araziyi bilmiyorlardı. Hedeflerin yerini çalakalem belirlemişlerdi. Gücünden habersiz oldukları Türk birlikleri yarımadanın diğer tarafında çizilmisti.
4. Norfolk Taburu, geride olmak üzere 163. tümen, gün ışığında çıplak ovayı geçmeye çalışmanın bariz bir hata olduğunu anladığında, ancak 900 m ilerleyebilmişti. Türklerin direnci, İngilizlerin tahmin ettiğinden çok daha büyüktü. İngiliz tümeninin büyük bir kısmı yoğun makineli tüfek atişi altında kaldığı için olduğu yerde çakılmıştı. Ancak sağ tarafta yer alan 5. Norfolk taburu daha az bir mukavemetle karşılaştığı için ilerlemeye devam etti…

BULUTUN iÇiNE DOĞRU

İşte tam bu sırada 22 kişilik bir Yeni Zelanda sahra birliğinin gözleri önünde Norfolk alayının 4. taburuna bağlı çok sayıda asker, karşılarındaki tepeye yürümeye başladılar. Tepenin üzeri ekmek somunu biçimli beyaz bir bulutla kaplıydı. İngiliz askerleri, yavaş yavaş tepeye yaklaştılar ve bulutun içinde kayboldular. Son asker de bulutun içine girdikten sonra, bulut sanki kargosunu almış gibi yavaşça havalandı ve rüzgarın aksi yönüne doğru hareket etti…
Dahası gökyüzünde bu bulutun kopyası olan 3-4 bulut da rüzgara rağmen yerlerini koruyorlar.
Ve sanki diger buluta eskortluk ediyorlar…

KOMUTAN HAMILTON ANLATIYOR

Kumandan Hamilton, İngiliz Savaş Bakanı Lord Kitchener’e gönderdiği telgrafta, olayı şöyle anlatıyordu:
“Çanakkale Savaşı sırasında, 163. tümen her bakımdan üstün olduğu bir anda, çok garip bir şey meydana geldi… Türklerin zayıflamakta olan kuvvetlerine karşı, Albay Sir H. Beauchamp, cesur ve kendinden emin bir subay olarak büyük bir gayretle, hızla ilerledi ve savaşın en güzel kısmı böyle başladı. Mücadele iyice kızışmıştı.
Bu askerlerin çoğu yaralı ve susuzluktan perişan bir haldeydiler. Bunlar, kampa ancak gece vakti geri dönebildiler. Fakat, Albay, 16 subayı ve 250 askeriyle önüne düşmanı katmış, hızla ilerlemesine devam ediyordu… Daha sonra bunlardan hiçbir haber alamadık. Ormanlık bölgeye hücum ettikten sonra gözden kayboldular ve sesleri de duyulmadı. İçlerinden hiçbiri geri dönmedi.”
267 kişi, hiç bir iz bırakmadan kaybolup gitmişti.

YENiLGi KAÇINILMAZ OLDU

O gün öğleden sonra başlayan ilerleyişin başarısızlıkla sonuçlanması, Sir Ian Hamilton’ın savaşı kendi lehine döndürme ümidini de yok etmişti. Böylece, 1915 yılı sonunda Müttefik Kuvvetler, geri çekilerek, büyük bir yenilgiye uğradılar. Gelibolu Savaşı, sekiz buçuk ay sürdü.ve 46 bin askerin ölümüyle sonuçlandı. O zamanın savasları için, korkunç bir rakamdı bu. 1916’da İngiliz Hükümeti, savaşın kaybedilme nedenlerini araştırmak üzere, resmi bir kurulu görevlendirdi.

ÇANAKKALE SAVAŞI’NDA GiZLENEN RAPOR

Gelibolu Kurulunun Son Raporu adı altında baştan aşağı sansür denetiminden geçmis bir rapor, önce 1917’de ve daha sonra da 1919’da yayınlandı. Raporun aslı, 1965 yılına kadar ortaya çıkarılmadı. 1918 sonunda, İngilizler, gelibolu’ya sanki Çanakkale Savaşı’nda galip gelmisçesine geri döndüler. İşgal Kuvvetleri’nin bir askeri savaş alanında gezinirken, Kraliyet Norfolk Alayi’na ait bir rozeti buldu. Çevrede yaptığı bir soruşturma sonunda, bir Türk çiftçisinin kendi arazisinde bulduğu bir sürü cesedi, yakındaki bir dereye attığını öğrendi.

DOSYA KAPANMADI

8.5 ay süren Çanakkale Savaşı Bogaz’in iki yani için de tam bir Cehennem olmustu. Savaşin tarihi yazıldı. Ölenlerin , yaralıların, kayıpların sayısı tespit edildi. Fakat bir tek şey, özellikle unutulmadı. Kaybolan Norfolk Alayı Askerleri… İkinci dünya savaşından kalan Philedelphia Efsanesi gibi bu savaştan da bu olay tüm gizemiyle kalmıştı ortada. Bir çok kitapta bu olaya geniş yer verilir hatta bazıları bunun Çanakkale Savaşı ‘nın kendisinden de önemli olduğunu düşünüyor.
Philedelphia 2. deneyinde de Eldridge ‘in ilk görüldüğü limanın NORFOLK olmasi sanki bu isimde bir şey var diye düşündürüyor.