Bellerophon: Sönmeyen Ateş

Bellerophon ve ChimeraEphyra Kralı Glaukos’un yiğit bir oğlu varmış. Hipponus adlı bu delikanlı bir gün avlanırken kazayla kardeşi Belleron’u öldürmüş. Bundan sonra herkes ona “Belleron’u yiyen” anlamına gelen Bellerophon demeye başlamış.

Kardeşini öldürdükten sonra Ephyra’yı terk etmiş ve Tiryns şehrine ve oraların Kralı Proitos’un yanına gelmiş. Kral Proitos’un güzel karısı tanrısal Anteia, yakışıklı Bellerophon’a aşık olmuş. Fakat o, Anteia’nın aşkına karşılık vermemiş. Kadın da o hırsla Kral Proitos’a Bellerophon’un kendisine aşık olduğunu ve onu öldürmesi gerektiğini söylemiş. Eğer dediğini yapmassa ruhunu tanrılara teslim edeceğini söylemiş. Karısının bu konuşması üzerine Kral Proitos çok kızmış, ancak konuğunu öldürmenin çevrede kötü bir izlenim yaratacağını düşünmüş. Bunun üzerine bir tahtaya bir şeyler yazmış. Yazdığı tahtayı iyice sardıktan sonra Bellerophon’un eline tutuşturarak Anteia’nın babası olan Lykya Kralı Lobates’e götürmesini söylemiş. Bellerophon’a tahtada çok önemli bilgilerin olduğunu söylemiş. Bu bilgilere bakmadan götürmesi için güvenebileceği tek kişinin Bellerophon olduğunu söylemiş. Tahtada, Bellerophon’un Kraliçe Anteia’ye aşık olduğunu, bu sebepten de öldürülmesi gerektiği yazıyormuş. Bellerophon Kral Proitos’un ona olan güvenine saygı duyarak ölümünün yazılı olduğu tahtayı okumadan Lykya’ya götürmüş.

Kral Lobates’in Bellerophon Planı

Bellerophon Lykya ülkesinin başkenti olan Xanthos’taki Kral sarayına varmış. Kral Lobates, kendisini çok iyi karşılamış ve istediği kadar buralarda misafiri olabileceğini söylemiş. Ertesi gün sabah olduğunda, Proitos’tan gelen mektubu istemiş. Okuyunca onu öldürülmesi gerektiğini görmüş. Fakat Lobates de konuğunu öldürmek istememiş ve onu Lykya’da dehşet saçan Chimera ejderhasını öldürmeye göndermiş. Chimera ejderhası kükredikçe ağzından alevler fışkırırmış, ve bu alevler değdiği her şeyi kül edermiş. Kral Chimera’nın şehre çok zarar verdiğini ve onu öldürebilecek tek kişi Bellerophon olduğunu sarayının balkonundan halka duyurmuş. Halkın bunu duyması üzerine Bellerophon’un Chimera’yı öldürmekten başka çaresi kalmamış.

Pegasus‘la ilk karşılaşma

Bellerophon Chimera’yı öldürmeye gitmeden önce kahin Polydeus’a danışmış. Kahin Polydeus kendisine uçan at Pegasus’u ehlileştirmesini söylemiş. Bellerophon tüm çabalarına rağmen Pegasus’u yakalayamamış ve yine Kahin Polydeus’un önerisi üzerine Athena Tapınağına giderek geceyi bu zor görevde kendisine yardım etmesi için Zeka tanrıçasına yalvarmakla geçirmiş.

Bir ara olduğu yerde uyuyup kalmış. Rüyasında Athena’yı görmüş ve Athena ona:
– “Uyan Bellerophon, uyan… Pegasus’u yakalaman için sana şu gemi getirdim. Bunu al; çünkü ancak bu gemle Pegasus’u yumuşatır ve sırtına binebilirsin.”

Bu sözler üzerine Bellerophon, hemen yerinden fırladı ve Tanrıça’nın kendisine uzattığı gemi aldı. Ve hemen Pegasus’u yakalamak için yola çıktı. Pegasus, altın gemi görür görmez, uysal bir hayvan oldu. Bellerophon’un onu yakalamasına gerek kalmadı, çünkü Pegasus gemi görünce hemen onun yanına geldi ve kahramanın getirdiği gemi ağzına aldı. O güne kadar yıldırımların koşu atı olan Pegasus, Glaukos’un oğlunun en yakın arkadaşı olmuş.

Zaman kaybetmeden Pegasus’un sırtına atlayarak Chimera ‘nın üzerine yürümüş. Chimera, çevrede yaşayanları alevleri ile hayatlarından bezdiriyormuş. Bellerophon canavara saldırınca, canavar çok sinirlenerek kükremiş. Pegasus’u ve üzerindeki Bellerophon’u gören ejderha doğuya doğru kaçmaya başlamış. Ancak önüne deniz çıkmış. Bellerophon YanartaşChimera’yı denizin kıyısında sıkıştırmış. Pegasus’u hemen gökyüzüne doğru yükseltmiş ve bir şimşek gibi yukardan saldırarak, mızrağını Chimera’ya saplamış. Chimera ölmüş ama ağzından ateş çıkmaya devam ediyormuş.

Bellerophon hemen Lykia kralının yanına dönmüş. Chimera’yı öldürdüğünü gören Kral Lobates onu bu kez Amazonların üstüne göndermiş. Bu işi de başaran Bellerophon kendisine verilen daha birçok güç işi başarmış. Bu süre içinde suçsuzluğu da anlaşılmış. Lobates onu yanında hiç ayırmamış ve küçük kızıyla evlendirmiş.
Kazandığı başarılardan başı dönen Bellerophon bir süre sonra Olimposlu tanrıları küçük görmeye başlamış. Buna kızan Tanrılar da bir at sineği göndererek Pegasus’u sokmasını sağlamışlar. Canı yanan at üstündeki genci şahlanarak üstünden atmış. Göklerden yuvarlanan Bellerophon toprağa düşmüş, topal ve kör olmuş. Bir müddet bu şekilde yaşadıktan sonra, kimseden habersizce ölmüş.

Antalya’nın Çıralı köyünde ‘Yanartaş’ olarak bilinen, kayalıkların ortasında hiç sönmeden yanan alevin, Chimera’nın ağzından çıkan alev olduğu efsanesi günümüze kadar gelmiştir.

 

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.