Kendiliğinden Yanan İnsanlar
  Kendiliğinden Yanan İnsanlar   

İnsan hiçbir yerden alev almadan kendi kendine yanabilir mi? Binlerce olay sonrasında, tanıkların ifadeleri, hazırlanan raporlar, otopsi sonuçları bunu doğruluyor…

İnsan bedeninin kendiliğinden yanıp yanamayacağı yüzyıllardır açıklığa kavuşturulmuş değil. Bilim adamlarının bu konuda ağzını bıçak  açmıyor. Ne olabilir diyorlar ne de olamaz.

Polis ise ne zaman bir yanma olayına el atsa, ya kaza ya cinayet ya da intihar deyip işin içinden çıkıyor. Fakat bu konudaki tedirginlik ortadan kalkmıyor. Şu veya bu biçimde yanarak öldü dediklerimizin bir kısmı kendiliğinden yanmış olmasın?

Ölümün böyle sevimsiz bir çeşidine yakalanmak istemeyenler ne yapmalı? Konuyu anlayabilmek için öncelikle bazı kendiliğinden yanma olaylarını ele almak gerekiyor.

 

Sessizce Yanan Kontes

Kontes Cornella Bandi 62 yaşında bir İtalyan soylusuydu. Verona‘daki evinde sakin bir hayat yaşıyordu. 4 Nisan 1731 günü akşam yemeğinden sonra yatağına yattı. Hizmetçisiyle bir süre sohbet ettikten sonra uykuya daldı. Ertesi sabah Kontes’i uyandırmak için yatak odasına giren hizmetçi, korkunç manzarayla karşılaştı. Yatak odası yoğun bir dumanla kaplıydı. Duman kolay kolay dağılmıyordu… Pencere pervazından aşağıya yağlı, sarımtırak bir sıvı damlıyordu…

Her yer is ve kurum içindeydi. Havada küller uçuşuyor, odanın içindeki her şeyin üzerine yapışıyordu. Ağır bir koku, yandaki odalara bile sinmişti. Yatakta herhangi bir yanık izi yoktu. Yatak örtüsü açılmış ve Kontes yataktan çıkmıştı.

Kontes, yataktan 1.5 m ötede, âdeta kül ve kömür haline gelmiş olarak yığılmıştı. Üzerindeki çoraplar da dahil, bacaklarına bir şey olmamıştı. Başı, bacaklarının arasında yerde duruyordu.  Beyni, sırtının büyük bir bölümü ve çenesi tamamen yanarak kül olmuştu. Üç parmağı kömürleşmişti. Vücudunun yanan bölümlerinden geriye bir avuç kül kalmıştı…

Veronalı din adamı Bianchini, Kontes’in ölümünü en ince ayrıntısına kadar rapor ettiği halde, yetkililer bir açıklama yapmadılar. Sonradan bu ölüm, kendiliğinden yanma olayları arasında, bilinen ilk örneklerden biri olarak kabul edildi.

 

Cinayet mi, Kendiliğinden Yanma mı ?

18. yüzyılda çok sayıda kendiliğinden yanma olayı vardı. Doktorlar konuya ilgisiz kalamıyorlardı. Özellikle adli tıbba birçok olay geliyordu. Sonuçta, kendiliğinden yanma daima reddediliyordu. Uzun süre ileri sürülen reddediş gerekçelerinden biri, katillerin cinayetlerini gizlemek için, olaya kendiliğinden yanma süsü vermeleriydi.

Şimdi 1725 Fransa’sına bir uzanalım. Jean Millet adlı bir hancı, güzel bir hizmetçi kızla düşüp kalkıyordu. Bir sabah adamın yaşlı ve çirkin karısı yanmış halde bulununca, olay bir cinayet olarak yorumlandı. Kadının cesedi evdeki ocağın çok yakınında ve yerde duruyordu. Vücudunun büyük bir bölümü yanmıştı. Ancak başının bir kısmı, gövdesinin ve iç organlarının bazı bölümleri kalmıştı. Cesedin bulunduğu döşemenin 45 cm genişliğindeki bir bölümü de yanmıştı. Ama çok yakınındaki un torbasında hiçbir yanma belirtisi yoktu. Olay, o sırada handa kalan asistan doktor Le Cat tarafından incelendi. Doktor bunun alelade bir yanma olmadığını belirtti. Fakat mahkeme, doktoru ciddiye almadı. Kadının çok içki içiyor olmasına büyük önem verdi. Sonunda olayı ayyaş bir kadının Tanrı’nın gazabıyla yanması olarak açıkladı…

 

Kendiliğinden Yanan İnsanlar

Araştırmalar Sürdürülüyor

İnsanların kendiliğinden yanmasıyla ilgilenen çağdaş aratırmacılar, böyle olayların giderek arttığını ileri sürüyorlar. Eğer tanıkların üzerindeki baskı kalksa, herkes doğruyu söylese, bu sayının daha da artacağını kabul ediyorlar. Bazı gazeteciler ve meraklılar da kendiliğinden yanma olayları üzerine bilgi topluyorlar. Tıp dergilerinde konuyla ilgili yazılar yayımlanıyor. Fakat nedense savcılar ve onların danıştıkları uzmanlar, kendiliğinden yanmayı fiziğe ve tıbba aykırı buluyorlar. Her olayın altında sıçrayan bir kıvılcım, yanan bir sigara izmariti ya da bir çocuğun kibritle oynaması gibi nedenler arıyolar.

 

Cevapsız Kalan Sorular

Kendiliğinden yanma olayları, yüzyıllardır aynı biçimde sürüp gidiyor. Değişen sadece açıklamalar. Eskiden “Tanrı’nın bazı insanları cezalandırması, çok içki içenlerin, ayyaşların kaçınılmaz sonu” deniyordu. Şimdi ise, eğer bir polis karışmışsa, katili bir türlü bulunamayan bir cinayet (!) ortaya çıkarılıyor.  Eğer yetkili doktorlardan rapor istenmişse, o zaman da olayda muhakkak bir kaza (!) aranıyor.

Olayların görgü tanıkları ve insanların yakınları, polisin ve doktorların raporlarıyla tatmin olmuyorlar. “İşin içinde başka bir iş var” deniyor. Ama ne? İnsan nasıl olur da vücudunun içinden yanmaya başlar? Yananların çoğunun ileri yaşlarda ve kadın olması bir tesadüf mü? Yanma olayının bu kadar çabuk olup bitmesinin nedeni ne? Kendiliğinden yanmanın ancak belirli koşullarda olduğu ve belirli özellikte kişilere musallat olduğu söyleniyor, bu doğru mu? Son olarak da, bir insanın bu biçimde hayatını yitirmemek için ne yapması gerekir? Alınacak tedbirler nelerdir? İşte, şimdi bütün bu sorulara cevap aranıyor.

 

 

 

This article has 2 comments

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.