Derlerki.com

Piramitlerin Sırları: Keops Piramidi

Piramitler‘in sayısı 80’e yakındır. En çok bilinenleri, diğerlerine göre daha büyük olan ve Giza şehri civarında bulunan abidelerdir. İsimlerini kurucularından almış olan bu üç piramit Keops, Kefren ve Mikerinos. Bu üç piramidin geometrik ve gözlemlere dayalı bir plana göre yapıldığı ve bu planın da direkt olarak astronomik gözlemlere dayandığı ileri sürülmektedir.

Keops Piramidi diye de adlandırılan Büyük Piramit, bu üç piramitten ilk inşa edilenidir. 137 metre yüksekliğindeki ve 6.5 milyon ton ağırlığındaki bu piramit, Kahire şehri yakınlarındadır ve Nil Deltası’nın tabanında bulunmaktadır. Keops’un Sirius yıldızının ışınlarının piramidin güney tarafı üzerine dik düştüğü bir dönemde yapıldığı söylenir.

Piramidin yapım planında 286,1022 sayısına sıklıkla rastlanır ve bu sayı kilit sayı olarak kabul edilir, çünkü 286,1022 Güneş ve Yıldız yılının değerini, Güneş ile Dünya arasındaki uzaklıktır. İşte Piramit başta bu sebeplerden bir geometri ve ölçü harikasıdır. Birçok bilim adamı Keops Piramidi ’nin bugünkü teknoloji ve makinelerle bile yapılamayacağını belirtmektedirler.

Büyük Piramit Dünya’daki karaların tam ortasında bulunmaktadır. Bilim adamları, böyle dev bir yapının Dünya’nın uzaydan henüz görülmemiş olmasına rağmen nasıl Dünya karalarının tam merkezine oturtulduğunu açıklayamamaktadırlar.

Keops’un Firavun mezarı olarak inşa edilmesiyle ilgili bilgi güvenilirliğini günden güne yitirmektedir. Piramitin güç elde etmekte kullanılan bir enerji üretici olarak inşa edildiği konusundaki bilgiler günden güne güç kazanmaktadır. Bu bilginin günden güne güçlenmesi, Raymond Drake’in ısrarla söylediği “Ya uzaylılar ya da onların eğittikleri seçkin kişiler tarafından yapıldı.” teorisini aklımıza getirmektedir.

Teozofist A.P. Sinnett, Büyük piramidin yapımıyla ilgili şunları söylüyor:
“Keops’un yapımında kullanılan blokların manipülasyonu, ancak daha sonraları insanların yitirdikleri belirli bir doğa bilgisinin bu işte kullanılmış olmasıyla açıklanabilir.”

Okültist Annie Besant ise şöyle diyordu:
“Mısır’daki taşlar ne insan kuvvetiyle, ne de modern teknolojiyi aşan hünerli cihazlar kullanılarak dikilmiştir. Bu taşlar , dünyasal manyetizmin güçlerini anlayan ve kontrol edebilen kişilerce dikilmiştir. Sonuç olarak, taşlar ağırlığını kaybediyor ve tek bir parmağın temasıyla yönetilmek suretiyle havada yüzerek, belirlenen yerlerine koyuluyordu.”

Çok eski efsanelerde piramit yapımında kullanılan “majik çubuklar”dan bahsedilir. Bu çubuklar sayesinde titreşimli bir ses tonu oluşturulabiliyordu. Walter Owen 1947 yılında sesin ezoterik kullanımı hakkında şunları yazmıştı:
“Ses aklın alamayacağı türden imkanlar taşıyan bir güçtedir. Ve bu gücün kullanımı, kadim ermişlerin bildikleri bir şeydir. Evrenin çevresi ve dokusu ses kudreti sayesinde ayakta durmaktadır ve yine ses kudreti sayesinde çözülerek yok edilebilir. Mısırlı rahipler bu bilgiye sahiptiler.”

Mühendis Rudolph Gantenbrink’in 1993 yılında Keops’ta gerçekleştirdiği buluş oldukça ilgi çekicidir. Gantenbrink ve ekibi “UPUAUT 2” ismini verdikleri küçük bir robot aracı Kraliçe Odası’ndaki hava kanalının içine yollamış ve bugüne kadar hiç bilinmeyen 60 metrelik bir tünel bulmuştu. Gantenbrink, iki haftalık bir çalışmadan sonra 4500 yıllık metal bir kapıya ulaştığını söylüyor ve bu kapının bilinmeyen bir alana açıldığını iddia ediyordu. Fakat ne yazık ki kapının keşfinden sonra geçitlerdeki tüm araştırmalar Mısırlı yetkililer tarafından durdurulmuş ve yeniden başlatılmasına izin verilmemiştir.

Keops Piramidi hakkında bilgiler