Kendiliğinden Yanan İnsanlar – 2

Kendiliğinden yanan insanlarla ilgili yazımızın ilk bölümüne buradan ulaşabilirsiniz.
spontaneous_human_combustion_xlarge

Kendiliğinden yanma kadar dehşet verici bir ölüm biçimi herhalde yoktur… Çünkü, ateşin nereden ve nasıl geldiği bilinmiyor. Üstelik kurbanlar bir anda yanıp kül oluyor.

Kendiliğinden yanma olaylarının 3 özelliği vardır. Birincisi, çok kısa bir zaman diliminde gerçekleşiyor. Çoğu zaman zavallı kurbanın yardım isteyecek vakti olmuyor.  İkincisi, olayların çoğu kesin olarak ölümle neticeleniyor. Ne yazık ki, yanmaya başlayıp da ölmeyen ve başından geçeni anlatabilen tek bir insan yok. Bir üçüncü acı gerçek de şu : Çoğu zaman olayda ne oluyorsa oluyor, kendiliğinden yanma belası bir insanın başına ya yalnızken geliyor ya da birden fazla kişi varsa, hepsi birden yanıp ölüyorlar. Geriye hiçbir tanık kalmıyor.

 

Çoraplar Yanmamıştı

1841’de British Medical Journal dergisinde kendiliğinden yanma olayları üzerine bir yazı yayımlandı. Yazı, Manchester Patoloji Derneği Üyesi Dr. F. S. Reynolds tarafından kaleme alınmıştı.

Doktor, kendiliğinden yanma fikrine karşıydı. Yanmanın herhangi bir dış etkiyle meydana geldiğine inanıyordu. Fakat bu etkinin ne olduğunu ortaya çıkaramadığını da itiraf ediyordu. Yazısında, tanık olduğu, 40 yaşlarındaki bir kadınla ilgili olayı anlatıyordu. Kadın, evinde ocağın yanında yerde yatarken bulunmuştu. Olay gece meydana gelmişti. Ama sabahleyin ceset hâlâ yanmaya devam etmişti. Bilim adamı kadının bacaklarının nasıl yandığını bir türlü anlayamamıştı. Bacakları, diz kapaklarından ayrılacak derecede yanarak kömürleşmişti. Ama çoraplarda en küçük bir yanık izi bile yoktu!

 

Yardım İsteyemeden Yandılar

Birden fazla insanın hayatını yitirdiği kendiliğinden yanma olaylarının en eskilerinden birinin geçtiği ülke de Amerika’dır. Yer, Illinois eyaletinde, Seneca kenti yakınındaki bir çiftliktir. 1885’in yılbaşı gecesi Patrick Rooney, karısı ve işçileri John Larson mutfakta oturup viski içtiler. Daha sonra Larson, üst kattaki odasına çıkıp yattı. Ertesi sabaha kalktığında, başında bir ağırlık hissediyordu. Aşağıya inerek mutfağa girdi. Mutfakta her şeyin ince bir yağ tabakasıyla kaplı olduğunu gördü. Birden, Patrick Rooney’in yerde yattığını fark etti. Adam ölmüştü.

Hemen bir ata atladığı gibi, yakında oturan Patrick’in oğlu John‘a haber vermeye gitti. İki adam derhal çiftliğe geldiler. Mutfakta, masanın yanında döşemede yanık bir delik gördüler. Delikten aşağıya baktıklarında gördükleri manzara korkunçtu. Yerde yanık kemikler, kafatası kalıntısı ve küller vardı. Bunlar Bayan Rooney’in cesedinden arta kalmıştı. Bu kez kurban sayısı ikiye çıkmıştı.

Yapılan adli soruşturma sonunda savcı, bir kaza raporu hazırladı. Bu raporda Bayan Rooney’in bir kaza ilke yandığı ve Bay Rooney’in de onu kurtarmak isterken dumandan boğulduğu (!) yazılıydı.

 

Ceset Koltukta Oturuyordu

Kendiliğinden yanma üzerine araştırma yapanlar, kitaplara geçen birçok olayın 20. yüzyıl başlarında olduğunu görürler. 17 Aralık 1904 tarihinde Daily News adlı İngiliz gazetesinde ilginç bir yanma olayı vardı. Thomas Cochrane adlı bir kadın ölmüştü. Yanmış ceset yatak odasında bulunmuştu. Manzara korkunçtu. Kadın bu hale gelinceye kadar kim bilir nasıl ıstırap çekmişti. Oysa komşuları onun ne yardım istediğini ne de çığlık attığını duymuştu. Ne evde, ne de ocakta ateş izi yoktu. Yanık ceset, koltukta oturur halde, yastık ve minderler arasında bulunmuştu…

 

Kemikler Beyaz Bir Toz Yığınıydıcombustaohumana

Kendiliğinden yanma olayları incelendikçe çok ilginç bir durum ortaya çıkıyor. Yanma, çoğunlukla sınırlı bir alanda meydana geliyor. Yatağına uzanmış haldeyken yanan birinin yatak örtülerine hiçbir şey olmuyor. Bazen, oturduğu yerde yananların sandalyesi incelendiğinde, ancak belli belirsiz yanık izlerine rastlanıyor. Elbiselerinde en küçük bir yanık izi taşımayan, ama bedeni kömür haline gelenler de var…

 

1905’de British Medical Journal dergisinde hareketli bir yaşamı olan yaşlı bir kadının ölümü şu cümlelerle anlatılıyordu : “Resmi görevliler, kadının evinden dumanlar çıktığını görünce kapıyı kırarak içeri girdiler. Dehşet verici bir manzarayla karşılaştılar. Kadının kemikleri un ufak olmuş, oturduğu koltuğun önünde küçük bir küme halinde duruyordu. Bembeyaz toz yığınına dönüşen kemiklerin en üstünde kafatası vardı. Etleri tamamen yanmıştı. Ama 1 metre ötesindeki masa örtüsüne hiçbir şey olmamıştı…”

Olayın şaşırtıcı bir başka yanı, kadının yandığı yerin tam üstünde, tavanda bir yanık izi olmasıydı. Kadın, sanki bir alev sütunu gibi yanmıştı.

 

Trans Halindeyken mi Yanıyorlar ?

Kendiliğinden yanma üzerine bilgi toplayan uzmanlar, bir noktaya daha dikkat çekiyorlar. Olayların kurbanları, genellikle ses seda çıkarmadan ve kurtulmaya çalışmaksızın yanıyorlar. Araştırmacı Charles Fort‘un yazısında dediği gibi “Sanki sessizce kaderlerine boyun eğiyorlar.”

Bu durum, alkol ya da bir başka uyuşturucu madde yüzünden kendinden geçmeye benzemiyor. Hipnotize edilmiş ya da trans haline geçmiş gibi oldukları öne sürülebilir. Yanma olaylarının bilinmeyen bir psikolojik yanı olabilir. Çünkü insanlar, tutuşmaya başladıkları anda kaçıp kurtulamıyorlar.

 

Konuşamadan Öldü

İngiltere’de yayımlanan 6 Ocak 1905 tarihli Hull Daily Mail gazetesinde yer alan yanma olayı çok önemliydi. Çünkü kurban yanmış, fakat ölmemişti. Olay, Trinity Düşkünler Yurdu’nda meydana geldi. Elizabeth Clark adlı yaşlı kadın, sabahleyin yatağında ölümcül biçimde yanmış olarak bulundu. Yurtta kalanlar, ince bölmelerle ayrılmış yerlerde yatıyorlardı. Ama, kadının yattığı bölmeden hiçbir ses duyulmamıştı. Gazete, yanma olayı üzerinde durmuyordu. Yalnızca “kadının başına gelen kazayı anlatacak durumda olmadığını” belirtiyordu. Bir süre sonra kadın öldü. Şüphesiz, nasıl tutuştuğunu anlatsa da bir şey fark etmeyecekti. Çünkü, daha önceki olaylarda izlendiği gibi ilgililer, kadının kendiliğinden yandığına nasıl olsa inanmayacaklardı.

 

Alevler İçinde Karı-Koca

Olay yine İngiltere’de ve kendiliğinden yanma olaylarının en yaygın olduğu 1905 yılında geçiyor. Kurbanların sayısı ikidir. Mr. Kiley, karısı ile birlikte Southampton kentinde oturuyordu. 26 Şubat 1905 sabahı bitişikteki komşular garip bir “çatırtı” duyarak Kiley’lerin evine koştular. Kapı açılmayınca kırarak içeriye girdiler. Alevler içindeki karı-kocayla karşılaştılar. Adam döşemenin üzerinde yanarak ölmüştü. Aynı odadaki kadının cesedi de koltuğunda oturur haldeydi. Açıkça ve şüpheye meydan vermeyecek biçimde yanmışlardı. Ama elbiselerine hiçbir şey olmamıştı.

Üzerlerindeki yatak kıyafetlerinden anlaşıldığına göre, yatağa girmeye hazırlanırken ölmüşlerdi. İşin anlaşılamayan yanı, her ikisi de yardım istememiş, çığlık atmamıştı. Uyandık oldukları halde ses çıkarmadan yanmaları çok garipti. Ayrıca uyusalar bile, ölecek derecede yanmaları için uzun bir süre geçmiş olması gerekiyordu…

 

Vücut Yanıyor, Elbiseler Sapasağlam

Garip yanma olaylarından biri de yine İngiltere’de yayınlanan Madras Mail gazetesinde yer aldı. Gazetenin 13 Mayıs 1907 tarihli sayısında anlatılan olay, Dinapore yakınlarında Manner köyünde geçiyordu. Kurban yine bir kadındı. Kadının vücudu yandığı halde elbiselerine hiçbir şey olmamıştı. Ceset iki bekçi tarafından bulunmuştu. Adamlar evde bir tek yanık izine rastlamamışlar, yanık cesedi bölge savcılığına götürmüşlerdi. Yanıklara neyin sebep olduğu anlaşılamadı…

 

1650 Derece Isı Gerekiyorkyi_02_th

Kendiliğinden yanma olaylarındaki belirgin özelliklerden biri de çok yüksek bir sıcaklığın meydana gelmesidir. Normal koşullarda insan bedeni kolay kolay tutuşmaz. Özellikle diri diri tutuşan birinin bedeni kısmen yanar. Ayrıca bedenin dış kısmı yüzeysel olarak yanar, iç kısmına bir şey olmaz. Bütün uzmanların da hemfikir olduğu gibi, insanın kül haline gelmesi için saatlerce yakılması gerekir. Tabii böyle bir şey için yeterince yakıt kullanmak şarttır. Cesetlerin yakıldığı özel cenaze evlerinde bile kemikler kolayca yansın diye kırıldığı halde, geriye yanmış parçalar kalmaktadır.

Böyle bir yanmaya en iyi örnek Mrs. Reeser‘in ölümüdür.  Olay, Pensilvanya Üniversitesi Tıp Okulu’nda ünlü bir antropolog olan Dr. Wilton M. Krogman  tarafından incelendi. Bilim adamı, aynı zamanda yanmayla ilgili kaza ve cinayet soruşturmalarını da araştıran bir uzmandı. Pek çok alelade yanma olayının sebebini ve sonuçlarını anlamak için araştırmalar, deneyler yapmıştı. Ceset yakma yerinde 8 saatte fazla 1110 derece sıcaklıkta yakılan bir cesedin kemiklerinin kül haline gelmediğini ya da dağılma belirtisi göstermediğini gözlemlemişti. Ancak 1650 derece sıcaklıktan sonra kemikler eriyerek biçim değiştirmeye başlıyorlardı.

 

İntihar mı Yanma mı ?

Kendiliğinden yanma olayları bazen bir intihar olarak açıklanmaya çalışılmıştır. Kayıtlarda, intihar ederken kendiliğinden yanarak ölen iki kişiden söz edilmektedir. Kurbanlar, önce intihar girişiminde bulunmuşlar, ama daha sonra kendiliğinden yanarak ölmüşlerdir. Üstelik, kendilerini yakamayacak biçimde ve yanmayla ilgisi olmayan bir yolla ölmek üzereyken tutuşuvermişlerdir.

Olaylardan ilki, 46 yaşındaki bir dökümhane işçisi olan Denney‘le ilgilidir. 18 Eylül 1952’de Amerika’da meydana gelen olayda, adamın sol kolundaki atardamarıyla el ve ayak bileklerini kestiği halde sonradan dumandan boğularak öldüğü belirlendi. Odasında alev yığını içerisinde bulundu. Ama içeride hiçbir yanık izine rastlanmadı. Savcı, adamın, üzerine parafin dökerek bir kibrit çaktığını ileri sürdü. Fakat odada içine parafin konulduğu tahmin edilen bir kaba rastlanmadı. Ayrıca, sol koldaki kesilen atardamardan, her saniye vücuttaki kanın %4’ü akarken ve iki eli kan revan içindeyken adamın kibrit çakması da mümkün değildir. Araştırmacı Otto Burma şöyle yazıyordu : ” Hiç şüphem yok ki, Denney intihara teşebbüs etti. Ama intihar ederken, anlaşılamayan bir nedenle yanarak öldü.”

İkinci olay, yine Amerika’da, Michigan- Pontiac’ta oturan 27 yaşındaki Billy Peterson‘la ilgilidir. Billy, 13 Aralık 1959 sabahı evden ayrıldı. Daha sonra otomobiliyle garaja girdi. Çalışır haldeki otomobilin egzozuna bir hortum takıp içeri uzattı. Kendisi de otomobilin içine geçip oturdu ve kapıları kapattı. Yaklaşık 40 dakika sonra oradan geçen biri, garajdan dumanlar çıktığını gördü. İçeri girince Billy’nin cesediyle karşılaştı. Adamın karbon monoksit zehirlenmesinden öldüğü açıktı. Ama doktorlar, sırt, kol ve bacaklarında 3. dereceden yanık izlerinin nedenini anlayamadılar. Vücudun bazı bölümleri kömürleşerek dökülmüştü. Buna rağmen, elbiselerinde ve çamaşırlarında yanık izine rastlanmadı…

 

Otomobildeki Cesetler

Bazı yazarlar, kendiliğinden yanma olaylarında ateşin olağan üstü bir hızla yayıldığını öne sürüyorlar. Çünkü kurbanların çoğu sanki hiçbir şeyin farkında değillermiş gibi sakin sakin dururken yanıveriyorlar. Eğer yanma yavaş yavaş gerçekleşseydi, bu kişilerde en azından bir panik belirtisi olması gerekirdi. Ron Willis, kendiliğinden yanma üzerine yazısında bulunan somut bir örneği veriyor. Yazı, 1972’de INFO Journal dergisinin 8. sayısında yayımlandı. Olay 1960’ta, ABD’nin Kentucky eyaletinde, Pikeville yakınlarında meydana geldi. Yanan bir otomobilin içinde kömürleşmiş 5 ceset bulundu. Soruşturmayı yürüten savcı şöyle diyordu : “Hepsi de 0t0mobile yeni binmiş gibi oturuyorlardı. Otomobil nasıl tutuşmuş olursa olsun, kurtulmak için gayret göstermeleri gerekirdi. Ama hiçbiri istifini bozmamış, kolunu bile kıpırdatmamıştı…”

Willis, 17 Haziran 1971’de meydana gelen Leon Eveille olayında da çok yüksek ısı meydana geldiğini gördü. Leon, 40 yaşında bir Fransızdı. Cesedi, Arcis-sur-Anbe’de, kapıları kilitli halde yanmış bir arabanın içinde bulundu. Otomobilin camları sıcaktan erimişti. Yanan bir otomobilin 700 derecelik bir ısı yaratacağı tahmin ediliyordu. Oysa camların erime sıcaklığı 1000 derecenin üzerindeydi.

 

Neden Yanıyorlar ?

Kendiliğinden yanmayla ilgili daha pek çok konu, incelenmek üzere bekliyor. Bazı insanların tutuşmaya yatkın oldukları kabul ediliyor. Böyle bir şey nasıl olabilir ? Acaba insanın içinde vücut ısısını ayarlayabilecek bir mekanizma mı var ? Sakın, kendiliğinden yananlar, bilmeden bu mekanizmayla oynuyor olmasınlar!..

 

Kendiliğinden Yanan İnsanlar

  Kendiliğinden Yanan İnsanlar   

İnsan hiçbir yerden alev almadan kendi kendine yanabilir mi? Binlerce olay sonrasında, tanıkların ifadeleri, hazırlanan raporlar, otopsi sonuçları bunu doğruluyor…

İnsan bedeninin kendiliğinden yanıp yanamayacağı yüzyıllardır açıklığa kavuşturulmuş değil. Bilim adamlarının bu konuda ağzını bıçak  açmıyor. Ne olabilir diyorlar ne de olamaz.

Polis ise ne zaman bir yanma olayına el atsa, ya kaza ya cinayet ya da intihar deyip işin içinden çıkıyor. Fakat bu konudaki tedirginlik ortadan kalkmıyor. Şu veya bu biçimde yanarak öldü dediklerimizin bir kısmı kendiliğinden yanmış olmasın?

Ölümün böyle sevimsiz bir çeşidine yakalanmak istemeyenler ne yapmalı? Konuyu anlayabilmek için öncelikle bazı kendiliğinden yanma olaylarını ele almak gerekiyor.

 

Sessizce Yanan Kontes

Kontes Cornella Bandi 62 yaşında bir İtalyan soylusuydu. Verona‘daki evinde sakin bir hayat yaşıyordu. 4 Nisan 1731 günü akşam yemeğinden sonra yatağına yattı. Hizmetçisiyle bir süre sohbet ettikten sonra uykuya daldı. Ertesi sabah Kontes’i uyandırmak için yatak odasına giren hizmetçi, korkunç manzarayla karşılaştı. Yatak odası yoğun bir dumanla kaplıydı. Duman kolay kolay dağılmıyordu… Pencere pervazından aşağıya yağlı, sarımtırak bir sıvı damlıyordu…

Her yer is ve kurum içindeydi. Havada küller uçuşuyor, odanın içindeki her şeyin üzerine yapışıyordu. Ağır bir koku, yandaki odalara bile sinmişti. Yatakta herhangi bir yanık izi yoktu. Yatak örtüsü açılmış ve Kontes yataktan çıkmıştı.

Kontes, yataktan 1.5 m ötede, âdeta kül ve kömür haline gelmiş olarak yığılmıştı. Üzerindeki çoraplar da dahil, bacaklarına bir şey olmamıştı. Başı, bacaklarının arasında yerde duruyordu.  Beyni, sırtının büyük bir bölümü ve çenesi tamamen yanarak kül olmuştu. Üç parmağı kömürleşmişti. Vücudunun yanan bölümlerinden geriye bir avuç kül kalmıştı…

Veronalı din adamı Bianchini, Kontes’in ölümünü en ince ayrıntısına kadar rapor ettiği halde, yetkililer bir açıklama yapmadılar. Sonradan bu ölüm, kendiliğinden yanma olayları arasında, bilinen ilk örneklerden biri olarak kabul edildi.

 

Cinayet mi, Kendiliğinden Yanma mı ?

18. yüzyılda çok sayıda kendiliğinden yanma olayı vardı. Doktorlar konuya ilgisiz kalamıyorlardı. Özellikle adli tıbba birçok olay geliyordu. Sonuçta, kendiliğinden yanma daima reddediliyordu. Uzun süre ileri sürülen reddediş gerekçelerinden biri, katillerin cinayetlerini gizlemek için, olaya kendiliğinden yanma süsü vermeleriydi.

Şimdi 1725 Fransa’sına bir uzanalım. Jean Millet adlı bir hancı, güzel bir hizmetçi kızla düşüp kalkıyordu. Bir sabah adamın yaşlı ve çirkin karısı yanmış halde bulununca, olay bir cinayet olarak yorumlandı. Kadının cesedi evdeki ocağın çok yakınında ve yerde duruyordu. Vücudunun büyük bir bölümü yanmıştı. Ancak başının bir kısmı, gövdesinin ve iç organlarının bazı bölümleri kalmıştı. Cesedin bulunduğu döşemenin 45 cm genişliğindeki bir bölümü de yanmıştı. Ama çok yakınındaki un torbasında hiçbir yanma belirtisi yoktu. Olay, o sırada handa kalan asistan doktor Le Cat tarafından incelendi. Doktor bunun alelade bir yanma olmadığını belirtti. Fakat mahkeme, doktoru ciddiye almadı. Kadının çok içki içiyor olmasına büyük önem verdi. Sonunda olayı ayyaş bir kadının Tanrı’nın gazabıyla yanması olarak açıkladı…

 

Kendiliğinden Yanan İnsanlar

Araştırmalar Sürdürülüyor

İnsanların kendiliğinden yanmasıyla ilgilenen çağdaş aratırmacılar, böyle olayların giderek arttığını ileri sürüyorlar. Eğer tanıkların üzerindeki baskı kalksa, herkes doğruyu söylese, bu sayının daha da artacağını kabul ediyorlar. Bazı gazeteciler ve meraklılar da kendiliğinden yanma olayları üzerine bilgi topluyorlar. Tıp dergilerinde konuyla ilgili yazılar yayımlanıyor. Fakat nedense savcılar ve onların danıştıkları uzmanlar, kendiliğinden yanmayı fiziğe ve tıbba aykırı buluyorlar. Her olayın altında sıçrayan bir kıvılcım, yanan bir sigara izmariti ya da bir çocuğun kibritle oynaması gibi nedenler arıyolar.

 

Cevapsız Kalan Sorular

Kendiliğinden yanma olayları, yüzyıllardır aynı biçimde sürüp gidiyor. Değişen sadece açıklamalar. Eskiden “Tanrı’nın bazı insanları cezalandırması, çok içki içenlerin, ayyaşların kaçınılmaz sonu” deniyordu. Şimdi ise, eğer bir polis karışmışsa, katili bir türlü bulunamayan bir cinayet (!) ortaya çıkarılıyor.  Eğer yetkili doktorlardan rapor istenmişse, o zaman da olayda muhakkak bir kaza (!) aranıyor.

Olayların görgü tanıkları ve insanların yakınları, polisin ve doktorların raporlarıyla tatmin olmuyorlar. “İşin içinde başka bir iş var” deniyor. Ama ne? İnsan nasıl olur da vücudunun içinden yanmaya başlar? Yananların çoğunun ileri yaşlarda ve kadın olması bir tesadüf mü? Yanma olayının bu kadar çabuk olup bitmesinin nedeni ne? Kendiliğinden yanmanın ancak belirli koşullarda olduğu ve belirli özellikte kişilere musallat olduğu söyleniyor, bu doğru mu? Son olarak da, bir insanın bu biçimde hayatını yitirmemek için ne yapması gerekir? Alınacak tedbirler nelerdir? İşte, şimdi bütün bu sorulara cevap aranıyor.